• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
  • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • İçindekiler
    • İslami Rüya Tabirleri

Kasas Sûresi 51 - 59. Ayetler

51.   Andolsun ki, onlar hakkında sözü, vahyi birbiri ardınca aralıksız dizip indirdik ki iyi düşünsünler.

52.   Bundan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ediyorlar.

53.   Hem kendilerine okunur okunmaz: "Biz buna iman ettik. Bu, şüphesiz Rabbimizden gelmiş haktır. Doğrusu biz daha önce de müslüman idik" derler.

54.   İşte bunlara mükâfatları iki defa verilecektir, çünkü sabretmişlerdir. Hem de kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra sarfederler.

55.   Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: "Bize kendi amellerimiz, size de kendi amelleriniz! Size selam olsun, Allah'a ısmarladık biz cahillik edenleri aramayız" derler.

56.   Doğrusu sen sevdiğine hidayet veremezsin; fakat Allah kime dilerse hidayet verir ve hidayete erecekleri O, daha iyi bilir.

57.   Bir de "Doğrusun ama, biz o doğru yolu tutar seninle beraber olursak derhal yerimizden, yurdumuzdan olur, çarpılırız" dediler. Biz onlara, kendi katımızdan rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı emin bir beldeyi mekan kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmezler.

58.   Bununla beraber biz, kazançlarıyla şımarmış nice memleket helâk ettik. İşte yerleri; pek az (bir zaman) dışında bir daha arkalarından o yerlerde oturulmadı. Onlara biz vâris olduk.

59.   Hem Rabbin; memleketlerin ana noktasına kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe o memleketleri helale edici değildir. Biz, halkı zalim olan memleketlerden başkasını helâk etmeyiz.

Kasas Sûresi 60 - 70. Ayetler

60.   Hem size bir şey verilmişse, sadece dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah yanındaki ise, hem daha hayırlı, hem de süreklidir. Artık akıllanmayacak mısınız?

61.   Ya şimdi kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve ona kavuşan kimse, hiç kendisine dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız, sonra kıyamet gününde (azap için) huzurumuza getirilecek kimse gibi olur mu?

62.   Hele onlara haykırıp da "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz nerede?" diyeceği gün,

63.   Aleyhlerinde söz hüküm hak olmuş olanlar şöyle demektedir: "Ey bizim yegane Rabbimiz! İşte şunlar, azdırdığımız kimseler! Biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık. Şimdi sana iltica ettik. Onlar bize tapmıyorlardı, kendi arzularına tapıyorlardı."

64.   Bir de "Haydin yalvarın bakalım ortaklarınıza" denilir. Onlar da yalvarırlar, fakat kendilerine icabet etmezler ve karşılarında azabı görürler. Vaktiyle doğru yolu görselerdi ya!

65.   Ve Allah'ın hele onlara haykırıp da: "Gönderilen peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyeceği gün,

66.   Artık o gün onlara bütün haberler kör olmuş, delilleri tükenmiştir. O zaman onlar birbirlerine de soramazlar.

67.   Ama tevbe ve iman edip iyi işler yapan kimse, işte o, kurtuluşa erenlerden olmayı umabilir.

68.   Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçme hakkı onların değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir.

69.   Hem Rabbin, onların sinelerinin ne sakladığını ve ne ilan ettiklerini de bilir.

70.   Allah O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Sonunda döndürülüp ona götürüleceksiniz.

Kasas Sûresi 71 - 77. Ayetler

71.   De ki: "Söyleyin bakayım, eğer Allah, üzerinizde geceyi kıyamet gününe kadar sürekli kılarsa, Allah'tan başka size bir aydınlık getirecek tanrı kimdir? Hâla dinlemeyecek misiniz?"

72.   De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah üzerinizde gündüzü kıyamet gününe kadar sürekli kılarsa, Allah'tan başka içinde dinleneceğiniz bir geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâla görmeyecek misiniz?"

73.   Rahmetinden ötürü O, sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki hem içinde dinlenesiniz, hem de çalışıp lütfundan isteyesiniz de şükredesiniz.

74.   Ve hele onlara haykırıp da: "Ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz nerede?" diyeceği gün,

75.   O gün, bir de her ümmetten birer şahit çıkarıp da: "Haydin kesin delilinizi getirin" dediğimiz zaman hak, Allah'ın olduğunu bilirler ve uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gider.

76.   Gerçekten Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları gerçekten güçlü, kuvvetli bir bölüğe ağır geliyordu. O zaman kavmi ona şöyle demişti: "Güvenme (şımarma); çünkü Allah, malına güvenenleri, şımaranları sevmez."

77.   "Allah'ın sana bu verdiğiyle ahiret evini ara ve dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et ve yeryüzünde bozgunculuk arama, çünkü Allah bozguncuları sevmez."

Kasas Sûresi 78 - 88. Ayetler

78.   (Karun:) "Ben ona sırf bendeki bir ilim sayesinde nail oldum" dedi. Allah'ın ondan önceki nesiller içinden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan nice kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Günahkârlardan günahları sorulmaz, Allah onların hepsini bilir.

79.   Derken, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler: "Ah" dediler; "ne olurdu şu Karun'a verilenlerin benzeri bizim de olsaydı; o gerçekten çok şanslı!"

80.   Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, iman edip iyi işler yapan kimseler için daha hayırlıdır, ona ise ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

81.   Derken biz onu, hem de sarayı ile yere geçirdik. O zaman Allah'a karşı yardımına gelecek taraftarları da olmadı, kendisini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

82.   Dün onun yerinde olmak isteyenler de şöyle diyorlardı: "Vay be demek ki, Allah rızkı kullarından dilediğine genişletiyor ve kısıyor. Eğer Allah bize lütfetmeseydi, bizi de batırmıştı. Ayy! Demek ki gerçek şu kafirler felah bulamayacaklar!"

83.   O ahiret evi, biz onu yeryüzünde ne kibir ne de bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. (En güzel) akıbet sakınan takvâ sahiplerinindir.

84.   Her kim iyilik ile gelirse, o zaman kendisine ondan daha hayırlısı vardır. Her kim de kötülük ile gelirse, kötülük işleyenler, ancak yaptıklarıyla cezalanırlar.

85.   Kuşkusuz, sana Kur'an'ı okumayı farz kılan (Allah), seni muhakkak yine dönülecek yer olan yere kadar geri getirecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni de, apaçık bir sapıklık içinde olanı da daha iyi bilir."

86.   Sen, sana kitap indirileceğini ummuyordun; fakat bu, Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere inkârlarında yardımcı olma!

87.   Sana indirildikten sonra sakın seni Allah'ın âyetlerinden çevirmesinler. Onları Rabbine davet et. Ve sakın müşriklerden olma!

88.   Allah ile birlikte başka bir tanrıya yalvarma! O'ndan başka gerçek tanrı yoktur. O'nun zâtından başka her şey yok olucudur. Hüküm O'nundur. Nihayet döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

Ankebût Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Elif, Lâın, Mîm.

2.     İnsanlar "iman ettik" demeleriyle bırakılacaklarını, imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?

3.     Andolsun, biz onlardan öncekileri ne fitnelerle imtihan ettik. Elbette Allah doğruluk gösterenleri bilmekte ve yalancıları da bilmektedir.

4.     Yoksa kötülük yapanlar bizden savuşacaklarını mı sandılar? Ne kötü hükmediyorlar!

5.     Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, elbette Allah'ın tayin ettiği ecel muhakkak gelecektir ve O; işitir, bilir.

6.     Cihad eden, sadece kendisi için cihad eder; çünkü Allah, âlemlerden müstağnidir.

Ankebût Sûresi 7 - 14. Ayetler

7.     Bununla beraber İman edip de salih ameller yapanların elbette kötülüklerini örteriz ve elbette onlara karşılık olarak yaptıklarının daha güzelini veririz.

8.     Hem insana ana-babası hakkında güzel davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, o zaman onları dinleme! Dönüşünüz banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber veririm.

9.     İman edip salih ameller yapanlar ise, elbette salihler zümresi içine katacağız.

10.   İnsanlar içinde kimi de vardır ki: "Allah'a iman ettik" der, sonra da Allah uğrunda bir eziyete uğratıldığı zaman insanların eziyetini Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden size bir nusret (galibiyet) gelirse "gerçekten biz sizinle beraberdik" derler. Oysa Allah, herkesin sinelerindekini en iyi bilen değil midir?

11.   Elbette Allah, iman etmiş olanları bilmekte ve elbette münafıkları da bilmektedir.

12.   Bir de inkar edenler, iman etmiş olanlara: "Bizim yolumuza uyun, günahlarınızı da yüklenelim" dediler. Halbuki onlar, onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir ve elbette onlar kesinlikle yalancılardır.

13.   Bununla beraber onlar, kendi günah ağırlıklarını ve ağırlıklarla beraber daha birçok ağırlıkları yüklenecekler, bu şüphesizdir; ve elbette ettikleri iftiralardan sorguya çekilecekler, bu da şüphesizdir.

14.   Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de O, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin yıl durdu; derken onları tufan yakalayıverdi, çünkü onlar hep zulmediyorlardı.

Ankebût Sûresi 15 - 23. Ayetler

15.   Sonunda O'nu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve o gemiyi âlemlere bir ibret kıldık.

16.   İbrahim'i de (gönderdik.) hani kavmine şöyle demişti: "Hep Allah'a ibadet edin ve O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

17.   "Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyorsunuz. Haberiniz olsun ki, sizin Allah'tan başka ilah diye taptıklarınız size bir rızık veremezler; onun için rızkı Allah katında arayın ve O'na kulluk edip O'na şükredin. Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

18.   "Eğer yalanlarsanız, sizden önce bir takım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygamber'in vazifesi ise, apaçık bir tebliğdir."

19.   Görmediler mi Allah yaratmayı ilk baştan nasıl yapıyor? Sonra da onu ölümden sonra tekrar eder. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.

20.   De ki: "Yeryüzünde bir gezip de bakın, yaratmayı ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. Sonra da Allah ahiret hayatını yaratacaktır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir."

21.   Dilediğine azap eder, dilediğine de rahmet eder. Hep O'na.döndürüleceksiniz.

22.   Siz de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Size ne yerde, ne gökte Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı yoktur.

23.   Allah'ın âyetlerine ve O'nunla karşılaşacaklarına inanmayanlar ise, işte onlar, O'nun rahmetinden ümidini kesmiş olanlardır ve onlar için elem verici bir azap vardır.

Ankebût Sûresi 24 - 30. Ayetler

24.   İbrahim'e kavminin cevabı sadece: "Öldürün onu veya yakın!" demeleri oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Elbette bunda iman edecek bir kavim için şüphesiz ibretler vardır.

25.   (İbrahim) dedi ki: "Siz sadece dünya malı sevgisi için Allah'ı bırakıp birtakım putlara tutulmuşsunuz. Ama sonra kıyamet günü birbirinizi inkâr edecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Sizin için yardımcılardan eser yoktur."

26.   Bunun üzerine ona bir tek Lût iman etti. İbrahim: "Ben Rabbim'e hicret edeceğim" dedi. Gerçek şu ki, O, güçlü olandır, hikmet sahibidir.

27.   Ve biz ona İshak ile Ya'kub'u ihsan ettik. Peygamberliği ve kitabı, onun soyundan gelenlere verdik. Ve kendisine hem dünyada, hem de ahirette mükâfatını verdik. Şüphesiz O, ahirette de sâlihlerdendir.

28.   Lût peygamberi de (gönderdik). Hani kavmine şöyle demişti: "Siz gerçekten o çirkin işi yapıyorsunuz ha! Sizden önce hiçbir millet bu haltı etmedi."

29.   Gerçekten siz, hâlâ erkeklere gidecek, yolu kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapıp duracak mısınız? Buna kavminin cevabı ancak şöyle demeleri oldu: "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir!"

30.   (Lût:) dedi ki: "Ey Rabbim! ortalığı fesada veren bu kavme karşı bana yardım et!"

Ankebût Sûresi 31 - 38. Ayetler

31.   Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman: "Haberin olsun biz bu memleketin ahalisini helâk edeceğiz; çünkü onun ahalisi hep zalim oldular" dediler.

32.   (İbrahim): "Ama orada Lût var!" dedi. Dediler ki: "Biz orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz, şüphesiz onu ve ailesini kurtaracağız, ancak karısı ötekilerden oldu."

33.   Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında eli kolu bağlandı. Onlar da dediler ki: "Korkma ve üzülme. Çünkü biz seni ve aileni kurtaracağız, ama karın ötekilerden oldu."

34.   "Haberin olsun bu memleket ahalisinin yapmakta oldukları günahları yüzünden üzerlerine gökten feci bir azap indireceğiz."

35.   Andolsun ki, akıl edecek bir topluluğa açık bir delil olması için oradan bir ibret nişanesi bırakmışızdır.

36.   Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik.) Vardı, dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a ibadet edin de son güne ümit besleyin, bozgunculukla yeryüzünü berbat etmeyin!"

37.   Buna karşı onu yalanladılar, derken onları o sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

38.   Âd'a da, Semûd'a da (azabımızı göndermiştik) ki, size bunlar oturdukları yerlerden belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve kendilerini yoldan çevirmişti, halbuki gözleri açık adamlardılar.

Ankebût Sûresi 39 - 45. Ayetler

39.   Karun'a, Firavun'a ve Hâmân'a da (azabımızı gönderdik.) Andolsun ki, Musa, onlara apaçık delillerle geldi de onlar o yerde kibirlenip kafa tuttular. Halbuki azabımızın önüne geçecek değillerdi.

40.   Hasılı her birini günahıyla yakaladık, kiminin başına taş yağdıran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir çığlık alıverdi, kimini yere geçirdik, kimini de boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.

41.   Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir; bir ev edinmiştir, fakat evlerin en çürüğü de şüphesiz örümcek evidir, keşke bilselerdi.

42.   Allah, onların kendisinden başka nelere, ne gibi şeylere yalvardıklarını şüphesiz biliyor. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

43.   İşte bu misaller yok mu, biz onları insanlar için getiriyoruz; fakat onlara alimlerden başkasının aklı ermez.

44.   Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Elbette bunda mü'minler için bir ibret vardır.

45.   (Resûlüm!) Sana vahyolunan Kitab'ı güzel güzel oku ve namazı kıl. Sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan alıkoyar. Allah'ı anmak en büyük iştir ve Allah, her ne işlerseniz bilir.

Ankebût Sûresi 46 - 52. Ayetler

46.   Zulmedenler hariç ehli kitapla en güzel olan tarzla mücadele edin; ve de yin ki: "Biz hem bize indirilene hem de size indirilene iman ettik. Bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir. Ve biz yalnız O'na teslim olmuşuzdur."

47.   Resûlüm, işte sana böyle bir kitap indirdik; onun için kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden var ve bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.

48.   Sen bundan önce kitap okur değildin, halâ da elinle yazı yazmazsın; öyle olsaydı bâtıla uyanlar şüphelenebilirlerdi.

49.   Fakat o (Kur'an), kendilerine ilim verilmiş kimselerin sinelerinde parıldayan parlak âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

50.   Nitekim "O'na Rabbinden mucizeler indirilse ya!" dediler. De ki: "O mucizeler ancak Allah'ın katindadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

51.   Karşılarında okunup duran kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz ki onda iman edecek bir kavim için bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır.

52.   De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla iman edip de Allah'ı inkâr edenler, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Ankebût Sûresi 53 - 63. Ayetler

53.   Bir de senden acele azap getirmeni istiyorlar, Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o, kendilerine gelecek, şuurları olmaksızın gelecek.

54.   Senden acele azap istiyorlar, halbuki cehennem kafirleri kuşatıp duruyor.

55.   O gün azap onları hem üstlerinden, hem ayaklan altından saracak ve (Allah:) "Yaptıklarınızı tadın bakalım!" buyuracak.

56.   Ey benim iman eden kullarım! Haberiniz olsun, benim arzım geniştir. O halde nerede güvence içinde olacaksanız bana ibadet edin, yalnız Bana!

57.   Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra döndürülüp Bana getirileceksiniz.

58.   İman edip salih amel yapmış olanlar, elbette onları altlarından ırmaklar akan cennetin köşklerine yerleştireceğiz, o halele orada ebedi kalacaklar. İyi iş görenlerin mükafatı ne güzeldir!

59.   Onlar sabretmişlerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar.

60.   Öyle ya, nice hayvanlar var rızkını yanında taşıyamaz; Allah onlara rızık veriyor, size de! O, işitendir, bilendir.

61.   Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emre amade kılan kimdir?" diye sorsan, elbette "şüphesiz Allah" derler. O halde nasıl çevriliyorlar?

62.   Allah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.

63.   Andolsun ki yine onlara: "Gökten peyder pey su indirip de onunla ölümünden sonra yere hayat veren kimdir?" diye sorsan, elbette "şüphesiz Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu aklı ermezlerdir.

Ankebût Sûresi 64 - 69. Ayetler

64.   Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi.

65.   Baksana gemiye bindiklerinde dini Allah'a halis kılarak O'na ihlasla dua ederler; derken kendilerini karaya çıkarınca, derhal şirke koyulurlar.

66.   Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye! Fakat ileride bilecekler.

67.   Bizim (Mekke'yi) emniyet içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi? Halbuki çevrelerinde insanlar çarpılıp götürülüyor. Artık bâtıla inanıyorlar da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

68.   Allah'a karşı yalan uyduran, yahut hak kendine gelince yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri ancak cehennem değil midir?

69.   Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz ve şüphesiz ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.

Rûm Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Eli, Lâm, Mîm.

2.     Rumlar mağlup oldular.

3.     (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde mağlup oldular. Bununla beraber Rumlar, bu mağlubiyetlerinin arkasından bir kaç sene içinde muhakkak galip geleceklerdir.

4.     Eninde sonunda emir Allah'ındır ve o gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.

5.     O, kimi dilerse, muzaffer kılar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyendir.

Rûm Sûresi 6 - 15. Ayetler

6.     Bu Allah'ın vâadidir. Allah vâadinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.

7.     Onlar, dünya hayatının dış görünüşünü bilirler. Ahiretten ise, tamamen gafildirler.

8.     Kendi kendilerine, hiç düşünmediler mi Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yaratmıştır. Bununla beraber doğrusu insanlardan birçoğu Rableri ile karşılaşacaklarını inkar ederler.

9.     Kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı? Onlar, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstün idiler, yeryüzünü alt-üst etmişler ve onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi, Peygamberleri de onlara apaçık deliller ile gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu; fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı.

10.   Sonra kötülük yapanların akıbeti pek fena oldu; çünkü Allah'ın ayetlerini yalanlıyor ve onlarla eğleniyorlardı.

11.   Allah ilkin mahlukatını yaratır, ölümden sonra da çevirir onu yeniden yapar, sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

12.   O saat (kıyamet) çattığı gün, günahkarlar ümitlerini keserler.

13.   Kendilerine ortak koştuklarından şefaat edenler de bulunmaz, zaten ortaklarını da inkâr ederler.

14.   Hem kıyamet çattığı gün, (müminlerle kafirler) birbirlerinden ayrılacaklardır.

15.   İman edip salih ameller yapmış olanlar, o zaman onlar bir cennet bahçesinde neşelenirler.

Rûm Sûresi 16 - 24. Ayetler

16.   Âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan deyip de inkar edenlere gelince, işte bunlar, o zaman azap için hazır bulundurulurlar.

17.   Haydi akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsıda) ve sabaha erdiğinizde, Allah'ı tesbih edin, namazı kılın.

18.   Göklerde ve yerde, hamd O'na mahsustur; ikindileyin ve öğleye erdiğiniz zaman da namaz kılın.

19.   O, ölüden diri çıkartır, diriden de ölü çıkartır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız.

20.   Sizi topraktan yaratması, O'nun (kudretine delalet eden) delillerdendir. Sonra da, bir insan oluverdiniz, (her tarafa) yayılıp duruyorsunuz.

21.   Sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratıp aranızda bir sevgi ve bir merhamet yapması da yine O'nun delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünecek bir kavim için ibretler vardır.

22.   Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin değişik oluşu da yine O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için ibretler vardır.

23.   Gecede ve gündüzde uyumanız ve lütfundan nasip aramanız yine O'nun delillerindendir. Şüphesiz bunda, işitecek bir kavim için ibretler vardır.

24.   Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit için şimşek gösteriyor, gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda akledecek bir kavim için ibretler vardır.

Rûm Sûresi 25 - 32. Ayetler

25.   Göğün ve yerin O'nun emriyle durması yine O'nun delillerindendir. Sonra sizi bir çağırış çağırdığı zaman derhal siz (kabirlerinizden) çıkarsınız.

26.   Hem göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

27.   Mahlûkatı ilkin yaratan, ölümden sonra onu çevirip yeniden yapacak olan O'dur, ki bu O'na daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

28.   (Allah) size kendinizden bir misal getirdi. Ellerinizin altındaki kölelerinizden, size verdiğimiz rızıklarda kendilerinizi saydığınız gibi, onları da sayacağınız derecede eşit haklara sahip ortaklarınız var mı? İşte akledecek bir kavim için âyetleri böylece açıklıyoruz.

29.   Fakat zulmedenler bilgisizce heveslerine uydular. Artık Allah'ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onlara yardımcılardan eser de yoktur.

30.   O halde Resûlüm yüzünü bir hanîf olarak dine tut. Allah'ın insanları onun üzerine yarattığı fıtratına tut. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. Doğru sabit din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.

31.   Başkasından geçerek hep O'na gönül verin, O'ndan sakının, namaza devam edin ve müşriklerden olmayın.

32.   Dinlerini parçalayıp bölük bölük olanlardan (olmayın.) Her grup kendilerindekine güvenmektedir.

Rûm Sûresi 33 - 41. Ayetler

33.   Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler. Sonra (Allah) tarafından bir rahmet tattırdığı zaman da bakarsın, onlardan bir kısmı tutar Rablerine ortak koşarlar.

34.   Kendilerine verdiklerimiz nimete nankörlük etsinler bakalım. Haydin zevk-ü safa sürün bakalım, yarın bileceksiniz.

35.   Yoksa biz onlara bir ferman indirmişiz de O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?

36.   Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar. Ellerinin takdim ettiği bir sebepten dolayı başlarına bir fenalık gelirse, hemen ümitlerini keserler.

37.   Görmediler mi Allah dilediğine rızkı bol bol vermekte, dilediğininkini de daraltmaktadır. Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için ibretler vardır.

38.   O halde akrabaya da, yoksula da, yolcuya da hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu daha hayırlıdır, kurtuluşa erenler de işte onlardır.

39.   İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz; Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât ise, işte kat kat sevaplarını artıranlar onlardır.

40.   Allah O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra da sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan bunlardan birini yapacak var mı? O, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yücedir.

41.   İnsanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesad meydana geldi; ki (Allah) yaptıklarının bazısını kendilerine (bu dünyada) tattırsın; belki tuttukları kötü yoldan vazgeçerler.

Rûm Sûresi 42 - 50. Ayetler

42.   De ki: "Yeryüzünde bir gezin de bakın, bundan öncekilerin akıbeti nasıl olmuş? Onların çoğu müşrik idiler."

43.   Allah'tan dönüşüne hiç çare olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü o doğru ve sabit dine çevir! O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.

44.   Her kim inkâr ederse, küfrü kendi aleyhinedir,her kim de iyi amel işlerse, sadece kendileri için cennetteki yerlerini döşemiş olurlar.

45.   Çünkü Allah, iman edip iyi işler yapanlara fazlından mükafat verecektir. O, kafirleri sevmez.

46.   Size rahmetinden tattırsın, emriyle gemiler yüzsün, arayıp fazlından kazanasınız ve şükredesiniz diye bereket müjdecileri olarak rüzgârları göndermesi O'nun (varlık) delillerindendir.

47.   Andolsun ki, senden önce birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik de onlara açık deliller getirdiler; bunun üzerine onlara itaat etmeyip günah işleyenlerden intikam aldık. Müminlere ise, yardım üzerimizde bir hak oldu.

48.   Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir, (bunlar da) bir bulut savururlar. Derken Allah onu gökten dilediği gibi serer, parça parça eder; nihayet yağmuru aralarından çıkar görürsün. Allah onu dilediği kullarına nasip etti mi derhal yüzleri gülüverir.

49.   Oysa onlar, kendilerine yağmur indirilmeden önce ümitlerini kesmişlerdi.

50.   Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, ölüleri dirilttir. O, her şeye kadirdir.

Rûm Sûresi 51 - 60. Ayetler

51.   Andolsun ki, bir rüzgâr göndersek de onu (ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlar.

52.   Çünkü sen o daveti, ölülere işittiremezsin, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da işittiremezsin.

53.   Körleri de şaşkınlıklarından (mecburen çıkaran) yol gösterici değilsin, ancak ayetlerimize iman edeceklere işittirirsin de onlar İslam'a gelir, selameti bulurlar.

54.   Allah ki, sizi güçsüz olarak yaratır; sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir; sonra da kuvvetin arkasından güçsüzlük ve ihtiyarlık verir. Neyi dilerse yaratır; O, bilendir, güç yetirendir.

55.   O gün ki vakit gelir, kıyamet kopar, günahkârlar, dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Daha önce de dünyada haktan böyle çevriliyorlardı.

56.   Kendilerine ilim ve iman verilenler de şöyle demektedir: Andolsun ki, Allah'ın kitabında (hükmedildiği gibi) yeniden dirilme gününe kadar durup kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür; fakat siz bilmezler topluluğu idiniz.

57.   Artık o gün, zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve dertlerinin çaresine de bakılmaz.

58.   Andolsun ki, bu Kur'an'da her türlü misale yer verdik. Yemin ederim ki sen onlara başka bir ayet de getirsen, o inkar edenler yine diyecekler ki: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız.

59.   İlmin kadrini bilmeyenlerin kalplerini Allah böyle mühürler.

60.   Şimdi sen sabret, çünkü Allah'ın vaadi muhakkak gerçektir. Ve iyice inanmamış olanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesinler!

Lokmân Sûresi 1 - 11. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Elif, Lâm, Mîm.

2.     Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.

3.     Bu kitap güzellik yapanlara hidayet ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).

4.     O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

5.     İşte bunlar, Rablerinden bir hidayet üzeredir ve işte bunlar kurtuluşa erenlerdir.

6.     Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bir bilgiye dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence konusu edinmek için boş laf satın alırlar. İşte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.

7.     Karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu elem verici bir azap ile müjdele!

8.     Fakat iman edip de iyi işler yapanlar, şüphesiz ki onlara Naim cennetleri vardır.

9.     İçlerinde ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın vaadi haktır. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

10.   Gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalamasın diye ağır dağlar yerleştirdi ve orada her bir hayvandan üretti. Hem gökten bir su indirdik de her hoş çeşitten yetiştirdik.

11.   İşte bu, Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmış? Fakat o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

Lokmân Sûresi 12 - 19. Ayetler

12.   Andolsun ki, Lokman'a: "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Her kim şükrederse kendi lehine eder, her kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye lâyıktır.

13.   Hani Lokman da, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma, çünkü şirk, çok büyük bir zulümdür."

14.   Gerçi insana, ana-babasını (onlara iyi davranmasını) tavsiye ettik. Anası onu sıkıntı üstüne sıkıntı ile karnında taşıdı. Sütten ayrılması da iki sene içinde olur. Bana ve ana-babana şükret diye (tavsiye ettik). Dönüş ancak Banadır.

15.   Bununla beraber de o ikisi sana, hakkında ilmî mesnedin olamayacak bana şirk koşman için uğraşırlarsa, o zaman onlara itaat etme ama dünyada kendileri ile iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna yolunu tut. Sonra dönüp bana geleceksiniz de ben size yaptıklarınızı haber vereceğim.

16.   "Yavrum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığında olsa da ve bu bir kaya içinde veya göklerde veya yerin dibinde gizlense, yine de onu Allah getirir ve teraziye koyar; çünkü Allah en ince işleri bilen, her şeyden haberdar olandır."

17.   "Yavrum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır ve başına gelene sabret; çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir."

18.   Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (böbürlenip kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme; çünkü Allah övünen, kurulup kasılan hiç kimseyi sevmez.

19.   Gidişinde mutedil ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini, (mide ve şehvet için olan) eşeklerin sesidir.

Lokmân Sûresi 20 - 28. Ayetler

20.   Allah'ın, göklerdeki ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, üzerinize nimetlerini açık ve gizli olarak yağdırdığını görmediniz mi? Bununla beraber insanlar içinde kimisi de var ki, ne bir ilme ne bir mürşide, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah'ın varlığı hakkında mücadele ediyor.

21.   Ve "Allah'ın indirdiğine tabi olun" denildiği zaman kendilerine, "Hayır! Biz atalarımızı neyin üzerinde bulduksa onun peşinden gideriz" diyorlar. Ya şeytan onları çılgın ateşin azabına davet ediyor idiyse de mi?

22.   Halbuki her kim özü muhsin olarak yüzünü Allah'a tutarsa, gerçekten o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya, bütün işlerin sonu Allah'a varır.

23.   (Resûlüm!) Kim de inkar ederse, artık onun küfrüseni üzmesin! Onlar bana gelecekler, o zaman biz onlara bütün yaptıklarını haber vereceğiz, şüphesiz Allah bütün sinelerin özünü bilir.

24.   Biz onlara biraz zevk tattırır, sonra kendilerini şiddetli bir azaba mahkum ederiz.

25.   Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat birçokları bilemezler.

26.   Göklerde ve yer'de ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç olmayan, övgüye layık olandır.

27.   Eğer yerdeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz (mürekkep olsa), Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah izzet ve hikmet sahibidir.

28.   Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de ancak, tek bir kişinin (yaratılıp, diriltilmesi) gibidir. Kuşkusuz Allah işitendir, görendir.

Lokmân Sûresi 29 - 34. Ayetler

29.   Görmedin mi Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı da emre amade kılmış, hepsi belirli bir sona kadar hareket eder. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

30.   Bu şundan; Çünkü Allah, şüphesiz O, haktır. O'ndan başka çağırdıklarınız ise, hep bâtıldır. Ve gerçekten Allah, yegâne yücedir, yegâne büyüktür.

31.   Size delillerinden göstermek için Allah'ın nimetiyle gemilerin denizde akışına baksana! Şüphe yok ki bunda, pek sabreden ve çok şükredenler için birçok ibretler vardır.

32.   Kara bulutlar gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini Allah'a halis kılarak yalvarırlar, sonra onları karaya çıkardığı zaman içlerinden doğru giden de gitmeyen de bulunur. Bizim âyetlerimizi, ancak gaddar, nankör olanlar inkâr eder.

33.   Ey İnsanlar! Rabbinizden korkun ve öyle bir günden çekinin ki, baba evladı adına bir şey ödeyemez; evlat da, babası adına bir şey ödeyecek değildir. Muhakkak Allah'ın vaadi gerçektir. O halde sakın, dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.

34.   Kuşkusuz kıyamet vakti hakkındaki bilgi, Allah'ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa O bilir ve hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Yine hiç kimse hangi yerde öleceğini de bilmez. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.

Secde Sûresi 1 - 11. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Elif, Lâm, Mîm.

2.     Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi âlemlerin Rabbi tarafındandır.

3.     Yoksa "Onu uydurdu mu" diyorlar? Hayır! O, senden önce kendilerine uyarıcı peygamber

gelmemiş olan bir kavmi uyarsın diye Rabbinden gelen haktır. Umulur ki hidayeti kabul ederler.

4.     Allah O'dur ki gökleri yeri ve aralarındakileri altı günde (devirde) yaratmış, sonra arş üzerine istivâ buyurmuştur. Sizin için O'ndan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Artık düşünmez misiniz?

5.     Gökten yere kadar bütün işi düzenleyip yönetir, Sonra o (işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'na yükselir.

6.     Gizliyi de, açığı da bilen, mutlak güçlü ve merhamet sahibi O'dur.

7.     O ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı.

8.     Sonra da onun neslini bir özden (sülaleden), değersiz bir sudan yarattı.

9.     Sonra onu düzenleyip bir şekle sokmuş ve içine ruhundan üflemiştir. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Siz pek az şükrediyorsunuz.

10.   Bir de "Â! Yeryüzünde (toprağın içinde) kaybolduğumuzda mı gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı inkâr eden kafirlerdir.

11.   De ki: "Size vekil kılınmış olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz."

Sayfa 9 / 16

  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
 
 
  • İLETİŞİM