• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
  • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • İçindekiler
    • İslami Rüya Tabirleri

Secde Sûresi 12 - 20. Ayetler

12.   Günahkârların Rablerinin huzurunda başlarını eğip "Ey Rabbimiz! Gördük dinledik. Şimdi bizi (dünyaya) geri çevir de, salih amel işleyelim; zira kesin olarak inandık" diyecekleri zamanı bir görsen!

13.   Eğer dilemiş olsaydık, herkese hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Elbette ve elbette cehennemi bütün cinlerden ve insanlardan (bir kısmıyla) dolduracağım."

14.   O halde bu gününüzün çatmasını unuttuğunuz için (azabı) tadın, işte biz de sizi unuttuk yapıp durduğunuz işler yüzünden ebedî azabı tadın!

15.   Bizim âyetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine nasihat edildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler.

16.   İbadet etmek için yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra harcarlar.

17.   Şimdi kimse, yaptıklarına karşılık onlar için hangi gözler aydınlığının (mutlulukların) saklandığını bilemez.

18.   Öyle ya, mümin olan fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar.

19.   Evet, iman edip salih amelleri işleyen kimselerin amellerine karşılık bir ağırlama konağı olarak cennet konakları vardır.

20.   Ama fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Ondan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi, yalanlayıp durduğunuz o ateşin azabını tadın!" denilir.

Secde Sûresi 21 - 30. Ayetler

21.   Şu da gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan da tattıracağız, belki (imana) dönerler.

22.   Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de sonra onlardan yüz çeviren kimselerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, günahkârlardan intikam alırız (lâyık oldukları cezayı veririz).

23.   Andolsun ki, vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. -Şimdi de sen ona kavuşmaktan şüphe etme- ve onu İsrailoğulları için bir hidayet rehberi kılmıştık.

24.   İçlerinden sabrettikleri zaman emrimizle doğru yolu gösteren önderler yetiştirmiştik ve âyetlerimize kesin bir bilgi ile sarılmışlardır.

25.   Şimdi ihtilaf edip durdukları şeylerde hiç şüphesiz ki Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verip aralarını ayıracaktır.

26.   Yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helak edişimiz, hâlâ onları doğru yola iletmedi mi? Elbette bunda ibretler vardır. Hâlâ kulak vermeyecekler mi?

27.   Ya hiç görmediler mi, biz kupkuru yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz; ondan hayvanları da yiyor, kendileri de? Hâla gözlerini açmayacaklar mı?

28.   Bir de: Eğer doğru söylüyor iseniz, o fetih ne zaman? diyorlar.

29.   De ki: Fetih gününde inkâr edenlere imanları fayda vermez ve onlara göz açtırılmaz.

30.   Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar.

Ahzâb Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey Peygamber! Allah'tan kork ve kâfirlere, münafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah bilendir, hikmet sahibidir.

2.     Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun peşinden git. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız haberdardır.

3.     Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

4.     Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır ve zıhar yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı. Evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar sizin ağzınızda lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola yöneltip iletiyor.

5.     Onları (evlâtlıklarınızı) babalarına nisbet ederek çağırınız!. Allah yanında bu daha doğrudur; eğer babalarını bilmiyorsanız onlar dinde kardeşleriniz ve dostlarınızda. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Hem Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

6.     Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır, eşleri de analarınızdır. Akraba da Allah'ın Kitabında mirasçılık bakımından birbirlerine diğer müminlerden ve hicret edenlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir vasiyet yapmanız bundan müstesnadır. Kitap'ta o yazılı bulunuyor.

Ahzâb Sûresi 7 - 15. Ayetler

7.     Ve unutma peygamberlerden kesin sözlerini aldığımız vakti, hele senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan ki onlardan ağır bir söz aldık.

8.     (Allah, bunları) Doğrulara doğruluklarından soracağı için (yaptı.) Kâfirlere ise elem verici bir azap hazırladık.

9.     Ey bütün iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! O zaman ki size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgar ve görmediğiniz ordular salıvermiştik. Allah, ne yaptığınızı görüyordu.

10.   O zaman hem üstünüzden gelmişlerdi, hem de aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler korkudan gırtlaklara dayanmıştı. Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

11.   İşte burada mü'minler imtihan olunmuş ve şiddetli bir sarsılışla da sarsılmışlardı.

12.   Ve o zaman, münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: "Allah ve Resûlü bize bir aldanıştan başka bir vaad yapmamış" diyorlardı.

13.   Ve o zaman bunlardan bir grup da: "Ey Yesrib ahalisi! Sizin için duracak yer yok, hemen evlerinize dönün!" diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor "gerçekten evlerimiz açıktır" diyorlardı. Halbuki açık değildi, sırf kaçmak istiyorlardı.

14.   Eğer onların her taraftan üzerlerine düşman tarafından girilse de sonra kendilerinden fitne (dinden dönmeleri) istenilse, derhal onu yaparlardı, oysa bundan sonra hayatta ancak az kalabilecekler.

15.   Halbuki bundan önce arkalarını dönmeyeceklerine dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.

Ahzâb Sûresi 16 - 22. Ayetler

16.   De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez; böyle olsa bile, pek az (bir zaman) dışında dünyadan faydalandırılmazsınız."

17.   De ki: "Şayet size bir fenalık diler, yahut size bir rahmet dilerse, sizi Allah'tan saklamak O'nun iradesine engel olmak kimin haddine? Hem Allah'tan başka kendilerine bir dost da bulamazlar, bir yardımcı da."

18.   Şüphesiz Allah, içinizden savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin!" diyenleri biliyor. Zaten bunlar harbe pek az geliyorlar."

19.   Size yardımda cimrilik ediyorlardı, derken o savaşla ilgili korku hali gelince, gördün onları ki ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı; sonra bu korku gidince ganimet malı almak üzere size keskin keskin diller sıyırdılar; mala karşı da kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah yaptıklarını boşa çıkardı. Allah'a göre o, kolaydır.

20.   Onlar düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar. Eğer o birlikler bir daha gelecek olsa, arzu ederler ki, çölde bedevi Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi oradan sorsalar. İçinizde kalacak olsalar da ancak pek az savaşırlardı.

21.   Andolsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe ümit besleyip de Allah'ı çok zikreden kimseler için Allah'ın Resulünde güzel bir örnek vardır.

22.   Müminler işe, düşman birliklerini gördükleri zaman "İşte bu Allah ve Resûlü'nün bize vâadettiği! Allah ve Resûlü doğru çıktı" dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.

Ahzâb Sûresi 23 - 30. Ayetler

23.   Müminlerden öyle erler vardır ki Allah'a verdikleri sözü yerine getirdiler; kimi adağını ödedi, kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmediler.

24.   Çünkü Allah, sadâkat gösterenleri sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara da dilerse azap edecek veya tevbe nasip edecek. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

25.   Allah, o kafirleri elleri hiçbir hayra ermeksizin öfkeleriyle defetti ve bu suretle Allah müminlere savaşta yetti. Allah çok güçlüdür, mutlak galiptir.

26.   Hem de (Allah), ehl-i kitaptan onlara arka çıkıp destekleyenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

27.   (Allah) arazilerini, yurtlarını ve mallarını size miras kıldı, bir de henüz ayak basmadığınız bir yeri (size miras kıldı.) Allah her şeye kadirdir.

28.   Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi geliniz sizi donatayım ve güzellikle bırakıp salıvereyim."

29.   "Yok eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu diliyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzel amel edenlere pek büyük mükâfat hazırlamıştır."

30.   Ey peygamberin hanımları! Sizden her kim açık bir terbiyesizlik ederse, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a kolaydır.

Ahzâb Sûresi 31 - 35. Ayetler

31.   Yine sizden her kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder, salih amel işlerse, ona da mükâfatını iki kere veririz; hem onun için bol rızık hazırlamışızdır.

32.   Ey Peygamberin hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'tan korkuyorsanız, konuşurken kırıtmayın da kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılmasın. Güzel dosdoğru söz söyleyin.

33.   Hem vakarınızla evlerinizde durun da eski cahiliyet çıkışı gibi süslenip çıkmayın, namazı kılın, zekâtı verin, Allah ve Resûlüne itaat edin! Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden sadece kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

34.   Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti anın. Şüphe yok ki, Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir, her şeyden haberdar olandır.

35.   Bütün müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Ahzâb Sûresi 36 - 43. Ayetler

36.   Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, gerek inanan bir erkek ve gerek inanan bir kadın için o işte kendilerinin tercih hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne asi olursa, apaçık bir sapıklık etmiş olur.

37.   Hem hatırla o vakti ki, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan kork!" diyordun da Allah'ın açığa vuracağı şeyi gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, kendisinden çekinmene daha lâyıktı. Sonra Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık; tâki evlâtlıkların ilişiği kestikleri eşleriyle evlenmek isterlerse müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

38.   Peygamber'e Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık, bir vebal yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri takdir edilmiş bir kaderdir.

39.   Onlar ki, Allah'ın gönderdiği emirleri tebliğ ederler ve O'ndan korkarlar, Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter.

40.   Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

41.   Ey bütün iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.

42.   Ve O'nu sabah akşam tesbih edin.

43.   Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize feyz ve bereket indiren O'dur. O, müminlere karşı çok merhametlidir.

Ahzâb Sûresi 44 - 50. Ayetler

44.   Onlara kavuştukları gün, kendilerine esenlik dileği selâmdır. Ve onlar için değerli bir mükâfat hazırlamıştır.

45.   Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

46.   Hem de Allah'ın izniyle bir davetçi ve nurlar saçan bir ışık olarak (gönderdik).

47.   Müminlere müjdele, onlara Allah'tan büyük bir lütuf vardır.

48.   Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, Onların eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkül et! Allah vekil olunca hepsine yeter.

49.   Ey bütün iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra onlara dokunmadan zifafa girmeden boşadığınız zaman, üzerlerinde sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur; derhal mut'alarını verip onları güzel bir şekilde salıverin!

50.   Ey Peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan cariyeyi ve amcanın kızlarından, halanın kızlarından, dayının kızlarından, teyzenin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de Peygamber evlenmek istediği takdirde, kendisini peygamber'e hibe eden mümin kadını, sadece (sana mahsus kıldık), diğer müminlere değil! Onlara eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında ne farz kıldığımızı biliriz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayandır çok esirgeyendir.

Ahzâb Sûresi 51 - 54. Ayetler

51.   Onlardan dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Boşadıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözleri aydınlanıp, üzülmemelerine ve kendilerine verdiklerine hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah bilendir, halîmdir.

52.   Bundan başka kadınlar sana helal olmaz, bunları başka eşlerle değiştirmek de helâl olmaz. İsterse güzellikleri çok hoşuna gitsin; ancak elinin altında bulunan cariyeler başka. Allah her şeyi gözetler.

53.   Ey iman edenler! Vaktine bakmaksızın, izin verilmedikçe, Peygamberlerin evlerine girmeyin. Fakat çağırıldığınız zaman girin! Yemeği yediğinizde de hemen dağılın, söz-sohbete girmeyin; çünkü o, peygambere eziyet veriyor, fakat O, bunu size söylemekten utanıyor, fakat Allah hakkı söylemekten sıkılmaz! Hem eşlerine gerekli bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun! Öyle yapmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Ve sizin Resulullah'a eziyet etmeniz olamaz, arkasından eşlerini nikahlamanız da olamaz, çünkü Allah katında o günah çok büyüktür.

54.   Siz bir şeyi açıklasanız da, gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilendir.

Ahzâb Sûresi 55 - 62. Ayetler

55.   O hanımlar için babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve ellerinin altında bulunan câriyeleri hakkında bir günah yoktur; bununla beraber Allah'tan korkun (ey Peygamber hanımları!) çünkü Allah her şeye şahittir.

56.   Muhakkak ki Allah ve melekleri, Peygamber'e hep salât ederler. Ey bütün iman edenler! Haydin O'na teslimiyetle salât ve selam getirin!

57.   Çünkü Allah ve Resûlün'e eziyet edenler, muhakkak ki Allah, onları dünyada ve ahirette lânetlemiş ve onlara pek aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.

58.   Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

59.   Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle: Dışarı çıktıklarında cilbablarını üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

60.   Andolsun ki, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde yalan haberler yapıp tahrikte bulunanlar bundan vazgeçmezlerse, mutlaka seni kendilerine musallat kılarız, sonra orada senin yanında pek az kalabilirler.

61.   Lanetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.

62.   Allah'ın bundan önce geçenler hakkındaki kanunu (budur.) Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

Ahzâb Sûresi 63 - 73. Ayetler

63.   O insanlar sana kıyametin vaktini soruyor. De ki: "Onun ilmi Allah'ın katındadır. Ne bilirsin belki o kıyamet yakında olur.

64.   Şu muhakkak ki, Allah kâfirleri lanetlemiş ve onlara bir çılgın ateş hazırlamıştır.

65.   Orada ebedî olarak kalırlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı!

66.   O gün yüzleri ateşe çevrilirken: "Ah!" derler; "ah ne olurdu bizler, Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e itaat etseydik!"

67.   Derler ki: "Ey Rabbimiz! Doğrusu bizler beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler."

68.   "Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lanet ile lanetle!"

69.   Ey bütün iman edenler! Sizler Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın! Eziyet ettiler de Allah O'nu, onların dediklerinden temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.

70.   Ey bütün iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.

71.   Ki, işinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim de Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, o gerçekten büyük bir kurtuluşa ermiştir.

72.   Evet, biz o emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim, çok cahil bulunuyor.

73.   Çünkü Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Sebe' Sûresi 1 - 7. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Hamd, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin sahibi olan Allh'ındır. Ahirette de hamd O'nundur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberdar olandır.

2.     Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyor hepsini bilir. O esirgeyendir, bağışlayandır.

3.     İnkâr edenler ise "bize kıyamet gelmez" dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey O'ndan kaçmaz. Ondan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır."

4.     Allah iman edip iyi işler yapanlara mükâfat verecektir. İşte onlar için bir mağfiret ve güzel bir rızık vardır.

5.     Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlar, onlar için de iğrenç olanından elem verici bir azap vardır.

6.     Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu ve onun, izzetinin sonu olmayan, övgüye layık olan (Allah'ın) yolunu gösterdiğini görüyorlar.

7.     Böyle iken o inkar edenler kendi aralarında şöyle dediler: "Çürüyüp paramparça olduğunuz zaman yeni bir yaratılışta olacağınızı size haber veren bir adam gösterelim mi?"

Sebe' Sûresi 8 - 14. Ayetler

8.     "Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" dediler. Hayır! Doğrusu Ahirete inanmayanlar, uzak bir sapıklık ve azap içindedirler.

9.     Onlar, gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geçiririz, yahut gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Gerçekten bunda (Rabbine) yönelen bir kul için şüphesiz bir ibret vardır.

10.   Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve ey kuşlar! Onunla beraber çınlayın (tesbih edin) dedik ve ona demiri yumuşattık.

11.   "Geniş zırhlar yap ve iyi biçim ver. Siz de (Ey Ummet-i Muhammed) İyi işler yapın, çünkü ben her yaptıklarınızı görmekteyim" (diye vahyettik)

12.   Sabah gidişi de bir aylık mesafe, akşam dönüşü de bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakır kaynağını da sel gibi akıttık. Hem de Rabbinin izniyle elinin altında cinlerden de çalışan vardı. Onlardan da her kim emrimizden çıkarsa, ona çılgın ateşin azabını tattırırız.

13.   Onlar, ona mescitler, heykeller, havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud ailesi, şükür için çalışın! Kullarım içinde çokça şükreden azdır.

14.   Sonra onun ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, yalnız bir ağaç kurdu, dayandığı asasını yiyordu. Sonunda (yere) yıkıldığı zaman ortaya çıktı ki cinler eğer gaybı bilselerdi, o zilletli azap içinde bekleyip durmazlardı.

Sebe' Sûresi 15 - 22. Ayetler

15.   Andolsun ki, Sebe' halkı için oturduğu yerlerde gerçekten ibret vardır. Sağda ve solda iki bahçeleri vardı. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yeyin de O'na şükredin. Ne güzel! Hoş bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!"

16.   Fakat onlar yüz çevirdiler, biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzel iki bahçelerini, buruk yemişli, ılgınlı ve birazda sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

17.   Bunu onlara nankörlüklerinin cezası olarak yaptık ve biz hep böyle çok nankör olanları cezalandırırız.

18.   Biz, onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta şehirler meydana getirmiştik ve onlarda düzenli gidiş-geliş imkanı sağlamış "geceleri ve gündüzleri emniyet içinde oralarda gezin" demiştik.

19.   Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen parçaladık. Şüphesiz ki bunda, çok şükreden ve çok sabırlı kimseler için elbette ibretler vardır

20.   Andolsun ki, iblis onlar hakkındaki tahminini doğru çıkardı. İçlerinden mü'minlerden ibaret fırkadan başkası ona tabi oldular.

21.   Halbuki onun onlar üzerinde hiçbir hakimiyet gücü yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, onu ondan şüphe içinde bulunandan ayırd edeceğiz. Öyle ya, Rabbin her şeyi koruyandır.

22.   De ki: "Allah'tan başka tanrı saydıklarınıza istediğiniz kadar yalvarın, ne göklerde ne yerde zerre miktarına güçleri yetmez, onların bunlarda bir ortaklığı da yoktur. Onun (Allah'ın) onlardan bir yardımcısı da yoktur."

Sebe' Sûresi 23 - 31. Ayetler

23.   (Allah'ın) huzurunda, ancak izin verdiği kimseninki müstesna kimsenin şefaati fayda vermez! Nihayet kalplerinden korku giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaatçiler de) "Hakkı" derler. O, çok yücedir, çok büyüktür.

24.   (Resûlüm!) De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?" De ki: "Allah! O halde biz veya siz birimiz hidayet üzerindeyiz veya apaçık bir sapıklık içinde!"

25.   De ki: "Siz bizim suçlarımızdan sorumlu tutulmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız."

26.   De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hükmü ile aramızı ayıracaktır. O, en âdil hüküm veren, her şeyi hakkıyla bilendir."

27.   De ki: "O'na ortak diye kattıklarınızı bana gösterin bakayım! Hayır! Öyle bir şey yoktur. Doğrusu şu, yegane güçlü ve hikmet sahibi olan ancak Allah'tır."

28.   Seni ancak bütün insanlar için rahmetimizin müjdeleyicisi, azabımızın habercisi olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

29.   "Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad (kıyamet) ne zaman?" diyorlar.

30.   De ki: "Size bir gün vâdedilmiştir ki, ondan bir saat geride kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz."

31.   İnkar edenler: "Biz ne bu Kur'an'a inanırız ne de önündeki (kitaplara)" dediler. Fakat görsen o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durdukları zaman birbirlerine söz atarken! Zayıf bırakılanlar, o büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız, elbette biz mü'min olurduk."

Sebe' Sûresi 32 - 39. Ayetler

32.   Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf bırakılanlara şöyle demektedir: "Ya! Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır! Siz kendiniz suçluydunuz."

33.   Zayıf bırakılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır! İşiniz gece gündüz dolap çevirmekti; Çünkü sizler bizlere hep Allah'a nankörlük etmemizi ve ona ortaklar koşmamızı emrediyordunuz" derler. Ve böyle atışırlarken azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkaları geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekerler.

34.   Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir elçi gönderdikse, mutlaka oranın refah içinde şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız" demişlerdi.

35.   Ve dediler ki: "Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azap olunmayız."

36.   De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine de sıkar; fakat insanların çoğu bilmezler."

37.   Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. Ancak İman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; işte onların amellerine karşılık kendilerine kat kat mükâfat vardır. Onlar cennetin yüksek köşklerinde emniyet içindedirler.

38.   Ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarış ederek çalışanlara gelince onlar azap içinde yüz yüze bırakılacaklardır.

39.   De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediğin kimseye rızkı hem bol verir, hem de kısar ve her neyi hayra harcarsanız, o (Allah), onun yerine bir başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

Sebe' Sûresi 40 - 48. Ayetler

40.   O gün (Allah), onların hepsini mahşere toplayacak sonra meleklere şöyle diyecek: "Şunlar size mi tapıyorlardı?"

41.   (Melekler de:) "Seni tenzih ederiz, onlara karşı sığınacak dostumuz sensin. Hayır! Onlar cinlere tapıyorlardı, Çoğu onlara inanmışlardı" derler.

42.   İşte o gün birbirinize ne bir fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yetmez. O zulmedenlere deriz ki: Yalan deyip durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!

43.   Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, sizi atalarınızın taptığı tanrılardan çevirmek isteyen bir adamdan başka bir şey değildir" dediler. "Hak kendilerine geldiği zaman inkar edenler: Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" dediler.

44.   Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitaplar vermedik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı peygamber de göndermedik.

45.   Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Hem bunlar onlara verdiklerimizin onda birine ermediler; böyle iken peygamberimizi yalanladılar; ama benim karşılığım nasıl oldu.

46.   De ki: "Size sadece bir tek nasihat edeceğim, şöyle ki: Allah için ikişer üçer ve teker teker kalkın, sonra da iyi düşünün; arkadaşınızda delilikten eser yoktur! O, yalnız şiddetli bir azabın öncesinde sizi sakındıran bir peygamberdir."

47.   De ki: "Ben sizden bir ücret istemişsem, o, sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Allah her şeye şahittir."

48.   De ki: "Gerçekten Rabbim, hakkı batılın yerine veya (dilediği kimsenin kalbine koyar) O, gaybı çok iyi bilendir".

Sebe' Sûresi 49 - 54. Ayetler

49.   De ki: "Hak geldi; artık bâtılın önü de kalmaz, sonu da!"

50.   De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi aleyhime yanılırım ve eğer hidayeti bulmuşsam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır işitir, işittirir."

51.   Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kaçmak yoktur, yakın yerden yakalanmışlardır.

52.   (İş işten geçtikten sonra:) "Ona iman ettik" demektedirler. Fakat uzak yerden imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?

53.   Halbuki onu daha önce inkar etmişlerdi. Uzak yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.

54.   Artık kendileri ile arzuları arasına set çekilmiştir, tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi kuşku verici bir şüphe içindeydiler.

Fâtır Sûresi 1 - 3. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. Yaratmada dilediği kadar artırır. Gerçekten Allah, her şeye kadirdir.

2.     Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa, onu tutacak, kısacak yoktur; her neyi de tutar, kısarsa, onu da O'ndan sonra salacak yoktur. O, mutlak güçlü olandır, hikmet sahibidir.

3.     Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka bir yaratıcı yoktur. O halde tevhidden küfre nasıl çevrilirsiniz?

Fâtır Sûresi 4 - 11. Ayetler

4.     Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme); bundan önce birçok peygamberler de yalanlandı. Bütün işler Allah'a döndürülür.

5.     Ey insanlar! Haberiniz olsun ki Allah'ın vâadi gerçektir. Sakın o dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldatıcı şeytan Allah hakkında sizi kandırmasın!

6.     Haberiniz olsun ki şeytan size düşmandır, siz de onu düşman edinin. Çünkü o etrafına toplanan yandaşlarını, ancak çılgın ateşin ehlinden olsunlar diye davet eder.

7.     İnkâr edenler için şiddetli bir azap vardır, iman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için ae mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

8.     Kötü işi kendisine allanmış pullanmış olup onu güzel gören kimse mı (iman edip iyi işler yapan kimse gibi olacak)? Şüphe yok ki, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola çıkarır; o halde onlara karşı nefsin üzüntülere kapılmasın. Çünkü Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

9.     Rüzgârları gönderip de bulutu kaldıran Allah'tır. Onu ölmüş bir beldeye sevketmişizdir, derken onunla yere ölümünden sonra hayat vermekteyizdir. İşte diriliş de böyledir.

10.   Her kim izzet istiyorsa, bilsin ki, izzet tamamıyla Allah'ındır. O'na güzel kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülük kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır ve onların tuzakları hep darmadağın olur.

11.   Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. Onun bilgisi olmadan ne bir dişi gebe kalır, ne de doğurur. Bir yaşatılana, çok ömür verilmesi de, onun ömründen eksiltilmesi de mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki, bu Allah'a göre kolaydır.

Fâtır Sûresi 12 - 18. Ayetler

12.   Hem iki deniz (birbirine) eşit olmuyor; şu tatlı, hararet keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, yakar kavurur, her birinden taze et (balık) yersiniz ve bir zinet çıkarır giyinirsiniz. Nasibinizi arayıp şükretmeniz için gemilerin denizi yara yara gittiğini görürsün.

13.   Geceyi gündüze sokuyor, güneşi ve ayı emrine amade etmiştir. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte bu gördüklerinizi yapan Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdeğin zarını bile idare edemezler.

14.   Kendilerine dua ederseniz, dualarınızı işitmezler, işitseler bile cevabını veremezler. Kıyamet günü de ortak koşmanızı inkar ederler. Sonra her şeyden haberdar olan (Allah) gibi, haber veren yoktur.

15.   Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan fakirler sizsiniz. Allah ise, zengindir, hamd ile övülmeye lâyıktır.

16.   Dilerse sizi giderir ve yerinize yeni bir halk getirir.

17.   Allah'a göre bu zor bir şey değildir.

18.   Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmeyecek. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşıması için (bir başkasını) çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecektir, isterse bir yakını olsun! Fakat sen ancak gaybda Rablerinin korkusunu duyanları ve namazı dosdoğru kılanları sakındırırsın. Temizlenen de ancak kendisi için temizlenir. Sonunda gidiş Allah'adır.

Fâtır Sûresi 19 - 30. Ayetler

19.   Ne kör ile gören eşit olur,

20.   Ne karanlıklar ile aydınlık,

21.   Ne de gölge ile sıcaklık, eşit olur.

22.   Ölüler ile diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah her dilediğine işittirir. Ama sen kabirlerdekine işittirecek değilsin.

23.   Sen sadece bir uyarıcısın.

24.   Muhakkak ki, biz seni hak ile hem bir müjdeleyici, hem de bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı geçmiş olmasın.

25.   Seni yalanlıyorlarsa (üzülme), bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve nurlu kitap ile gelmişlerdi.

26.   Sonra ben, o inkâr edenleri tutup alıverdim, o zaman cezam nasıl oldu?

27.   Görmedin mi Allah, yukarıdan bir su indirdi ve onunla renkleri başka başka birçok meyveler çıkardık. Dağlardan da beyazlı, kırmızılı, renkleri çeşit çeşit ve simsiyah yollar yaptık!

28.   İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kullarından ancak bilenler Allah saygısını duyar. Haberiniz olsun ki, Allah, mutlak güçlü olandır, bağışlayandır.

29.   Allah'ın kitabını okuyup ardınca gidenler, namazı kılıp kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah için gizli ve açık sarfedenler, hiç batma ihtimali olmayan bir ticaret kazanç umarlar.

30.   Çünkü Allah, mükâfatlarını kendilerine tamamen öder ve lütfundan onlara fazlasını verecektir. Çünkü O, bağışlayandır, şükrü kabul edendir.

Fâtır Sûresi 31 - 38. Ayetler

31.   Kitaplar içinde sana vahyettiğimiz Kitap, kendinden öncekileri doğrulayıcı olmak üzere gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, kullarından haberdardır, her şeyi görendir.

32.   Sonra biz, o Kitab'ı, kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan da kendilerine zulmeden var, orta yolda giden var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte büyük fazilet budur.

33.   Adn cennetlerine girecekler, orada altın bilezikler ve İncilerle süsleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir.

34.   Şöyle derler: "Hamd olsun Allah'a bizden o hüznü giderdi. Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrü kabul edendir."

35.   "Lütfuyla bizi durulacak bir yurda yerleştirdi. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir."

36.   İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki, ölsünler, kendilerinden cehennem azabı da biraz olsun hafifletilmez. İşte her nankörü böyle cezalandırırız.

37.   Onlar orada şöyle feryat ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yaptıklarımızın yerine yararlı bir amel yapalım." Yâ! Size düşünecek olanın düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size peygamber de geldi. O halde (azabı) tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.

38.   Şüphe yok ki Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Elbette O, sinelerin özünü bilir.

Fâtır Sûresi 39 - 44. Ayetler

39.   Sizi yeryüzünde halifeler kılan O'dur. O halde kim nankörlük ederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kâfirlere, inkarları Rableri katında gazaptan başka bir şey artırmaz, kafirlere ziyandan başka biç şey artırmaz.

40.   De ki: "Allah'tan başka yalvardığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana onlar bu yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar. Yoksa onların göklerde mi bir ortaklığı var, yoksa kendilerine bir kitap vermişiz de ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerini aldatmaktan başka bir vâadde bulunmuyorlar."

41.   Doğrusu gökleri ve yeri zeval bulmasınlar diye Allah tutuyor. Andolsun, zeval bulurlarsa ondan başka hiç kimse tutamaz. O, gerçekten halîm'dir, çok bağışlayıcıdır.

42.   Kendilerine uyarıcı bir peygamber gelse kesinlikle ilerdeki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyetli olacaklarına dair yeminlerin en kuvvetlisiyle Allah'a yemin ederler. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman, bu, yalnızca onların haktan uzaklaşmalarını artırdı.

43.   Yeryüzünde kibirlendiler ve suikast düzenlediler. Halbuki kötülük ancak sahibinin başına geçer; o halde öncekiler kanundan başka ne gözetirler? Allah'ın kanununda bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın kanununda bir sapma da bulamazsın.

44.   Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin akıbeti nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetli idiler. Ne göklerde, ne de yerde hiçbir şeyin Allah'ı aciz bırakmasına imkan ve ihtimal yoktur. Hiç şüphesiz O, bilendir, güçlüdür.

Sayfa 10 / 16

  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
 
 
  • İLETİŞİM